26 Ekim 2009 Pazartesi

Son Dönem

Evde oturuyorum ( sürekli evde oturuyorum ), bir anda bi ışıma geldi tavandan dedim ki senin bi blog'un vardı neden yazmıyosun.
Yeni bir sayfa açtım kendime bembeyaz..

Tamam güzel abicim devam edicez de yazacak, çizecek göstericek çok şey var.

Peeeekkiii hangisi ilk...

Başladık ya buluruz bir tane şimdik.. Heyt be buldum bile..

Fark edeniniz var mı?

İnsanlar bir bileri ile aralarına mesafe koydular.

Neden mi ?

Hemen dile getiriyim.

Yok yok ben size bunu gösteriğim...


Domuz Gribi !!

Geçen sene bu hastalığın temelleri atıldı, Avrupada şu kadar kişi hasta oldu bu kadar kişi burnu aktı bu adam ateşlendi.

Eşi benzeri görülmemiş bir yaygara bu sene de başladı.
Son baharın gelmesi ve kışa yaklaşmanın verdiği kutsal domuz gibi, sonunda geldi çattı bizim kapıya kadar.

Hayır herkez böle diyor ama bi alahın kuluda çıkıp televizyona abi ben hasta oldum demiyor.

Hastalananların sayısını duyuyoruz ama kendileri ortalarda yok.
Konun uzamanları çıkıyor konuşuyor ama bir tanede hastalanan adam yok ortada garip, hemde çok garip..

Bilmiyorum ama biz bunları çok gördük beeeeeee

Kuş gribi

Deli dana

Kırım kongo kanamalı hastalığı ( Kenecik)

Şimdide domuz gribi..

Haaa bi de şu daha sonuclanmamış "Domuzcuk" aşısı var.. Rekorlar kitabına başvururmamızda lazım dünya tarihinin en kalabalık "kobay sürüsü"olucaz çünkü..
Şimdiden hayırlara vesile olmasını temenni eder nice hayvansal griplere dilerim....

Blog sayfasını kimler okuyor bilmiyorum...

Size iyi bi haber....

Başladık yine yazmaya bu günden itibaren...

Not : Doktordan Temiz İkinci El Domuz Gribi Aşısı Bulunur...

05 Temmuz 2009 Pazar

Yaz Dönemi....

Tatildeyiz Dönücezzzz....

05 Haziran 2009 Cuma

Gündem & Karikatürler

"Ya duvar kağıdı gidiyor, ya da ben"

30 Mayıs 2009 Cumartesi

Aslında biz..


Çeşitli Şekilerde ileti yazıları okuyorum, her biride " kişisel bir ileti ". Fakat genelde herkez aynı mesajları bir birlerine evirip çevirip okutuyor. Orjinalleri mi?
Evet orjinal olanlarıda var.

Bir kaç gün once okuduğum kişisel iletide yazan yazı dikkat çekiciydi belki

" Dünyaya geldiğim de neden ağladığımı şimdi daha iyi anlıyorum."

Dertlerinden yada seviligi olmayan sevgililerinden veya dünya işlerinden hoşnut olmamış olacak ki böylesine bir iletimi seçmiş arkadaş..

Kederli ve dertli olan bu kişisel ileti adamını ve sebebini bir süre düşündükten sonra, aklıma gelenler benim için ( en azından benim için ) güzeldi...

Farkındalık, gerçekçilik,doğru görebilme ve düşünebilme...

Yukarıdakilerin tamamı eşittir depresif ruh halidir...

Yani ne kadar gerçeklerin farkındaysanız ve ne kadar çok içinde bulunduğunuz durumu görüyorsanız. İyi veya kötü olabilir bu durum..

Dorğu gördükleriniz sizi kesinlikle üzer diyemem ama yinede üzebilir...

Ne kadar çok umursamaz ve durumların üzerine beyaz çarşaf örtebiliyosanız o kadar da mutlusunuz diyemem ama mutlu olabilirsiniz...

Kendimden emin olarak tanımlayacağım bir şey varsa oda

Gerçeklerin farkında olmak o kadar çok depresyon..

Depresyon geni ile gerçeklik geni yanyana olmalı..

Doğduğundan buyana amaçların için çalış, sev, çalış yemek ye, nefret et, yine çalış.

Ne zamana kadar??

Ya dış etmenler, dünya, ekenomi, savaş ,kendi içinde savaş,hastalıklar,açıklık,ölüm.

Pembe gözlükle baktığımızda..

Doğduktan sonra oyuncakların olsun, çalış daha çok oyuncakların olsun , yemek ye, çalış daha da çok oyuncakların olsun..

Sevgilin olsun, mutlu olsun, seninle olsun,biraz param olsun,alkol olsun, eğlence olsun.

Dayanılıcak kadar gerçekleri gördükten sonra, dayanılamayacak kadar kendine yalan söylememek, hayatı yaşanacak her türlü ve çeşitli acı savaşlarına dönüştürmeden başka bişey değildir.

ve

Yaşamak doyasıya güzel, pembe ama Romanın arka sokakları gibi..

14 Mayıs 2009 Perşembe

Çiçek, Çukulata ile istemeye geldik...

Bir kaç kötü adam toplanarak..
uyum yasası
af yasası
hortum getir,al parayı yasası
affediyoruz, buyrun istediğinizi yapın yasası

gibi

komik,hatta gülmekten yere yatıp tepinesi gelecek durumlara iten YASALAR ile
bizi, beni, seni ne hallereye sokuyolar yaa.

Aslında sokulan başka bişey aramıza yada aramızda ama
okadar vurdum duymaz olduk ki biz!!!

"Birisi arkamızdan bi yerlere kazık çaksa, dönüpde demiyoruz;

- Bu ses nereden geliyor diye..

Halklar arasında iyimseri, kötümseri yada iyisi kötüsü olabilir. Olmayacak diye bişey yok. Vardır, olmuştur,olacaktır.


Kanunlar çerçevesinde belirtilmiş YASA ile kabul edilmiş sınırları olan bu toprak bütülğünde
yaşan ve buraya ait olan herkez TÜRK'tür.

Tabi bu da yasayla oluyo ya oda ayrı bi konu.

Düşüncenin yasa ile serbest olduğu bi yerde, bende düşünüyorum ve yazıyorum ki!!!

Neden Çerkezler,Tatarlar,Yörükler,Pomaklar yada şunlar bunlar onlar.

Eline silah alıpta dağa çıkan gibi

çıkmıyorlar dağa...

Madem özgürlük, vatana isyanla gelecek...

Ozaman bırakın şehiri haydi hepimiz dağa..

Yok efendiler olmaz böyle laçkalık olmaz böyle vurdum duymazlık..

Ya bide şimdiki moda şu:

Dağdakine sicil affı.. Koruyucuların silahsızlandırlması...

Daha sonrada, mehmetçiği kurşun yerine eline jelibon tutuşturup gonderirler dağa

Be adam. Be herşeyden once İnsan

Bu dağdaki benim askerime CİKLET ÇUKULATA ÇİÇEK atmıyor ki!!!
bu adam benim askerimi gördümü;
-Gel yeğenim biraz peynir biraz dömetes, kayıntı yaparız oturalım şu kayanın dibine. Bak yardan da manzara güzel..
demiyor ki!!

YOK BÖLE BİŞEY

Cidden yok böle bişey...

Diyebilirler ki buraya yazdın da ne oldu, kimi kurtardın, ne bitirdin de

ne başlattın..

diğenlere Syn. Osman PAMUKOĞLU'nun kitabından ufak bir alıntı :

" Ey oğul bir gün yazıcı olursan, kuşukunun, birikmenin yazıcısı, sakın masal anlatma ülkemin çocuklarına.."

şimdi bu yazıyı cesaret ederek buraya kadar okumuş evlat, ben size masal anlatmıyorum. Düşünün ki siz yarının çocuklarına ne anlatacaksınız.

Ya da neleri anlatmayı düşlüyorsunuz.

Sen rahat uyu. Emanetin bizim için kutsaldır. Biz namusumuz gibi koruyacaz vatanımızı..


Yiğitler,gençler,azizler,ey benim atasına söz vermişlerim.

Sözün,söz olupta tutulma,Vatanın namus olupta damara dolma, Kırmızı bayrağın da gökte kalma zamanıdır.

El uzatmayın haine, şerefsize namussuza...

Duyun
Görün
Bilin
Okuyun
Ölçün
Biçin
Anlayın artık anlayın
ve
Yarını düşünün ne olur...